TELAŞ

Gözlerim kapalı. Hissediyorum, sakince. Acelem yok. Her şeyin tadını alabiliyorum. Güneşi hissediyorum mesela. Herkese kucak açan gövdem güneş sayesinde sıcak. Anlamıyorum yalnızlığımı. Sonra rüzgarı hissediyorum. Geçiyor yapraklarımın arasından yavaşça. Ortaya çıkan melodiyi dinliyorum. Gözlerimi açmak istemiyorum. Onların telaşlarına şahit olmak yerine hayal kurmaya başlıyorum. 

Bir trene bindiğimi hayal ediyorum. Camdan içinde huzur olmayan binaları ya da aile sıcaklığı taşıyan evleri izliyorum. Gökyüzüne bakıyorum. Bir tane bile bulut yok. Anlamıyorum bu yüzden ilerlediğimizi referans olmayınca. Sonra hızlanmaya başlıyor tren. Dışarıda gördüğüm şeyleri seçemez oluyorum. Hepsi birleşiyor sanki tek bir çizgide. Telaşlanıyorum ve ben telaşa kapıldıkça tren daha da çok hızlanıyor. Bunu fark etmem çok uzun zaman alıyor fakat farkına varınca sakinleşiyorum ve tren de artık yavaşlıyor. Tam trenimin işleyişini anladım derken trenim durmaya başlıyor. O uzun ve hızlı yolculuğumuzda bırakıyor enerjisini. Sonra tamamıyla duruyor bir daha çalışmamak üzere.

Hayalimden sıyrılıp onların tek çizgi olmuş hayatlarıyla tekrar yüzleşiyorum. Sahi nedir bu telaşları? Neye yetişmeye çalışıyorlar bu kadar? Trenlerinin duracağını bilmiyorlar mı?

Zorla da olsa açıyorum gözlerimi. Her şey tahmin ettiğim gibi. Dünya yapay renkler ile dolmuş durumda ama onların yüzleri soluk. Sonra kendime bakıyorum. Gövdemde yer yer çatlaklar oluşmuş zamanla. Kimisi büyük kimisi küçük. Aslında büyüklüğü değil derinliği önemli. Hepsinde farklı bir yaşanmışlık… Kendimi incelerken bir rüzgar çıkıyor birden. İnsanlardan daha farklı savruluyor yapraklarım. Çünkü onlar rüzgara yöneliyorlar ben rüzgar yönüne. Bundandır bu yıpranışları. Bir ipin ucundan tutmak yerine bütün iplere sahip olmak istiyorlar ama elleri artık tutamayacak kadar yorgun. Bunu da mı bilmiyorlar?   

Yanımda bir kıpırtı hissediyorum. Düşüncelerimden sıyrılıp ne olduğuna bakınca bir çocuk fark ediyorum. Rüzgardan dolayı dalımdan ayrılan yaprağımı yakalamak için kahkahalarla koşuyor. Gülümsüyorum. Onca sahteliğin içinde bu gerçek sese tutunuyorum. “Ah çocuk, umarım trenin hiç hızlanmaz.” diye geçiriyorum içimden. O bunun farkına varmazken yaprağımı yakaladığına seviniyor.

Yazar: Vaveyla

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir