BELLEĞİN AZMİ

Üzerine birden ağırlık çökmesiyle uykunun kollarına kendini bırakacağını anladı ve telaşla kalkıp mutfakta ilk gördüğü kaşığı alıp kanepede yattığı yere geri döndü. Kaşığı tuttuğu elini sarkıtacak şekilde pozisyon alıp daha fazla dayanamadan uykuya daldı. Kısa bir zaman sonra kaşığın yere düşmesi ile çıkarttığı ses onu uyandırdı ve derhal tuvalinin başına oturup o ünlü resmini çizmeye başladı:

Belleğin Azmi

Sürrealizm akımını benimseyen Salvador Dali rüya ile gerçeklik arasındaki o anın verimini kaçırmamaya özen göstererek eserlerini resmeder. Belleğin Azmi de bu sıra dışı eserlerinden en ünlüsüdür. Resmin karışıklığı nedeniyle net bir yorum getirmek oldukça zor fakat yine de incelemeye değer olduğunu düşünüyorum.

Dali’nin bu eserinde ağırlıklı olarak “zaman” kavramını ele aldığını görüyoruz. Normal yaşantımızda zamanın düzenli işlediğini anlamlandırırken bu resimde ortama ayak uydurduğunu fark ediyoruz.

Peki gerçekte “anlamak” eylemi nedir? Anlamak, bizim bazı şeyleri algılayabileceğimiz standartta belli bir çizginin içerisine hapsedişimizden başka bir şey değildir. “Zaman” kavramını anlayış biçimimiz de bundan ibarettir. Her şeyi olduğu gibi onu da bir kalıba koyarız fakat bu, onu tanımlamakta yetersiz kalır. İşte bu yüzden Dali’nin vurgulamak istediği; zamanın kişiden kişiye, ortamdan ortama değişiklik gösterdiği fakat ne olursa olsun akıp gittiğidir.

Ortadaki anlamsız şekle baktığımızda bir yan profile benzediğini ve gözlerini kapattığını fark ediyoruz. Bu yan profilde Dali’nin kendini tasvir ettiği düşünülmektedir. Buradan varmak istediği sonuç “Akıp giden zamana hâkim olamadığı ve ona esir bir şekilde yaşamını yitirdiği.” olabilir. Ek olarak zamanın işleyişini kavrayamayan şuursuz insanı betimlemeye çalıştığına dair de görüşler mevcuttur.

Resimdeki tek bitki; toprağa değil de insan yapımı bir objenin üzerine dikilmiş, kurumakta olan bir zeytin ağacıdır. Buradan yola çıkarak Dali’nin kendi huzurunu kendisinin yaratmaya çalıştığını fakat amansız bir uğraş içerisinde olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bitki konumu gereği ihtiyaçlarını karşılayamayacak ve kaçınılmaz sona, ölüme ulaşacaktır.

Düşündürücü ve belki biraz depresif bu eseri biz bu kadar yorumlayabildik. Peki sizin düşünceleriniz nedir?

Yazar: Vaveyla

Kaynak: Vikipedi, KreatifBiri, SanatKaravanı

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir