ARİSTOPHANES’İN AŞK TEORİSİ

“İkiye bölünmüş olan bu insanlar sefil ve bir o kadar da yardıma muhtaç bir haldeydi.”

-Aristophanes

Peki sizce de gerçekten öyle mi? Bu cevabı kendi içinizde vermeden önce neden ikiye bölünmüş insanlardan bahsettiğini anlatayım size.

Aristofanes’in Aşk Üzerine Konuşması

Bence insanlık, aşkın gücünün farkına varamadı henüz. Öyle diyorum çünkü, bu tanrının ne denli güçlü olduğunun farkında olsalardı eğer, onun için görkemli tapınaklar inşa ederlerdi ve adına büyük törenler düzenleyip nice kurbanlar adarlardı. Şimdiye dek öyle bir şey yapmadılar maalesef. Oysaki her şeyden daha öncelikli olarak bunları yapmış olmaları gerekirdi!

Çünkü, bu tanrı, tüm tanrıların en insancıl ve en hayırsever olanıdır! Aşk, insanın yardımcısıdır ve mutlu olmasına engel olabilecek her şeye karşı en iyi çaredir.

Ben yine de bu tanrının gücünün kapsamını anlatmaya çalışayım bari, böylece siz de bunları başkalarıyla paylaşırsınız. Fakat her şeyden önce, insanın doğası ve katlandığı nice acılar hakkında konuşmam gerekiyor.

Çok eski zamanlardaki insanın doğası, bugünkünden çok farklıydı. Başlangıçta, sadece iki değil, üç çeşit cinsiyet var idi. Kadın ve erkek dışında, yani bu ikisinin karışımı olan üçüncü bir çeşit. Hem kadın hem erkek özellikleri taşıyan bir cinsiyet idi bu, fakat maalesef günümüzde yok artık bu tür. Ancak bu türün ismi, ‘hermafrodit’ yani ‘çift cinsiyetli’, günümüzde de kullanılmaktadır halen. Fakat bu isim, daha çok aşağılama ve küçümseme amacında söylenmektedir. Her neyse işte, asıl konuya dönelim biz. Eski zamanlarda insan, kocaman bir çember şeklinde her tarafı yuvarlak halde olan bir yapıya sahipti. Ve hatta, dört adet kolu ve bir o kadar da bacağı var idi. Ve bir adet kafa her biri diğer tarafa bakacak şekilde iki adet surata sahip bir şekilde boynunun üzerine yerleştirilmişti. O halde, dört adet kulağı, set halinde iki adet cinsel organı da var idi. Yani, tam zıt taraflara bakan ve birbirine yapışmış halde olan ve her şeye sahip iki beden görünümündeydi. Ve hatta, dilediği zaman şimdiki insanlar gibi yürüyebilmekteydi, ve bunun ötesinde sadece düz yolda değil fakat hem yukarı-aşağı hem de ileri-geri hareket edebiliyordu. Zira, hızlı koşmak istediği zamanlarda, uzuvlarının sekizini de kullanarak ve yuvarlanarak hareket edebiliyordu, yani perende atanlar gibi işte.

Zeus: “Zannediyorum, ben çözümü buldum! Onların haddini bilmez kibirli hallerini ellerinden alacağım, ve bize karşı daha saygılı bir hale getireceğim. Yaşamalarına izin vereceğim fakat, onları ortadan kesip ikiye ayıracağım! Böylece güçlerini azaltırken, sayılarını da çoğaltmış olacağım. Ve sonuç olarak da, bize ibadet edenlerin ve kurban adayanların sayısı da çoğalmış olacak. Bu, onları sadece iki ayak üstünde yürümeye mecbur edecek tabii. Fakat buna rağmen, küstahlıklarına devam ederlerse eğer, vay hallerine vay, işte o zaman onları bir kez daha kesip ikiye ayırırım, işte o zaman da tek ayak üstünde sekmek zorunda kalırlar!”

Bundan sonra Zeus, bu insanları ortadan ikiye ayırarak iki farklı yöne gitmelerine sebep oldu. Birbirlerini hic görmeyen ama hep hisseden bu insanlar, yaşamları boyunca tekrardan diğer yarılarını aramaya koyuldular. Bulanlar ne şanslı ki buna aşk dediler. Fakat bu yolda ne acı ki Kronos’a yenilenler de oldu.

Su an diğer yarınızı bulduysanız ne mutlu, eğer hala arıyorsanız ise Kronos’a dikkat edin 🙂

kendinize iyi bakın, sağlıklı kalın, hoşça kalın…

Kübra

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir