NEDEN UYURUZ?

Neden uyuduğumuz hakkında hiç düşündünüz mü? Bilim insanları bizim adımıza uzun zamandır düşünüyor. Fakat yine de ortak bir noktada buluşamıyorlar. Peki nedir bu verimimiz için verimimizden kaybettiğimiz zaman aralığı?

Bu sırrı merak eden bilim insanlarından biri Randy Gardner’dır. Uyku sırasında glenfatik sistemimiz devreye girerek uyanıkken edindiğimiz uyarıcıları düzene sokar. Randy Gardner bu düzenlemenin olmaması durumunda vücudumuzda ne gibi değişiklikler olacağını merak ettiği için bir deney yapar. Bu deneyde dayanabildiği kadar uyanık kalmayı amaçlar. Deneyinin ilk başlarında nesneleri seçemeyecek duruma gelir. Daha sonralarında ise halüsinasyonlar görmeye başlar. Gördüğü halüsinasyonların şiddetinin artması durumunda deneyini 11 günün sonunda sonlandırmak zorunda kalır. Psikolojik durumunu kontrol altına almak zor olsa da aradığı cevabı bulmuştur. Eğer düzenlenmeler uyku sırasında yapılamaz ise beyin bunu gerçek hayata halüsinasyon şeklinde yansıtır. Bir gerçek daha vardır ki deneyini devam ettirmiş olsaydı çok büyük hasarlara yol açacaktı. Çünkü uykusuzluk durumunda genlerimizde “alevlenme” gerçekleşir. Alevlenme, bir de tehlike anında olduğumuz zaman oluşur. Uykunun etkisi vücudumuzda o kadar büyüktür ki yokluğunda kendimizi tehlikede hissederiz ve bu ani reaksiyon sonucunda çeşitli kalp hastalıklarına sahip oluruz. Yeterli gelmemesi durumunda hasta olmamıza sebep olan uykuyu vücudumuza hiç sağlayamadığımızı düşünün. Genimizin mutasyon geçirmesi ile oluşan Fatal Familial Insomnia, uyumamıza engel olur ve uyumak isteyip de uyuyamayan birey zamanla ölür.

Gördüğümüz gibi uyku oldukça önemlidir fakat hepimiz için aynı derecede etkin değildir. Farklı kökenden gelerek evrimleşmeler sonucu oluşur. Yine de bu farklılıklarının dışında almamız gereken standart bir uyku aralığı vardır. Ama uykuya ihtiyaç duymayan bazı insanlar bu genellemeye uymaz. Evet, bu kitlenin sayısı az olsa da uyku olmadan da yaşamsal faaliyetlerini yerine getirebilir. E tabii ki bu farklılık çoğu bilim insanının dikkatini çeker. Bunlardan biri de Ying-Hui’dir. Genetik bilimci az uyuyanlar üzerinde çeşitli deneyler yapar ve hepsinde ortak bir gen bulur. HDEV2 denilen bu gen uyku sırasında gerçekleşebilen bütün olayları üstlenebilir ve kişi az uyuyarak yaşamına devam edebilir.

Gen dışında bir de psikolojik durumundan kaynaklı az uyuyanlar vardır. Bu kişilere baktığımızda ölümü diğer insanlara göre daha fazla hatırladığını görürüz. Üretmekten zevk aldıkları için zamanı mümkün olduğunca iyi değerlendirmeye çalışırlar. Bu gruba dahil olan Dave Hatter: “Bir yolunu bulsaydım asla uyumazdım.” sözüyle anlatmak istediğimi çok güzel belirtmiş.

Sonuç olarak, hangi kökenden geldiğimiz ya da ne kadar uyuduğumuz önemli değil. Sağlımızı korumak da zamanımızı yönetmek de bizim elimizde. Bunu farkına vardığımız sürece kendimizle beraber taşıdığımız hapsi de yıkmış oluruz.

Yazar: Vaveyla

Kaynak: Onedio, Cnntürk, Acıbadem, Evrimağacı, Haber7, NTV, Mserdark

Share

You may also like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir