KLİNOMANİ

Çoğu zaman karakter özelliği olarak adlandırılan hareketlerimizin veya düşüncelerimizin aslında bir hastalığın habercisi olabileceği hiç aklınıza gelir miydi? Toplumdaki bireylerin yaklaşık yüzde 2-3’ünde görülen çeşitli takıntılar, yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen obsesif bozuklukların habercisi olabilir.

Özellikle soğuk günlerde veya hafta sonu saatler boyunca yatakta kalma isteği birçoğumuz için alışılagelmiş bir durum. Ancak klinomani olarak adlandırılan yataktan çıkamama sendromunda ise kötü havalarda yataktan çıkmak kişiler için tam bir işkence olabiliyor. Bu kişiler genellikle gün boyu yatakta kalmak isteyebiliyor. Uyuma takıntısı anlamına da gelen klinomanide kişiler yatak, yorgan ve yastıklarına aşırı bir sevgi ve bağlılık hissediyor.

Klinomani sahibi kişiler yalnızca kötü havalarda değil, güneşli günlerde de tüm gün yatakta kalmak isteyebiliyorlar. Yatak bu kişiler için koruyucu bir kalkan görevi üstleniyor. Böylece tüm sorunlardan, sıkıntılardan kaçabileceklerini düşünüyorlar.

Din, dil, ırk gözetmeden dünyadaki tüm toplumlarda görülebilen bu rahatsızlık daha çok kadınlarda görülürken erkekleri de etkileyebiliyor. Depresyona meyilli kişilerde daha sık görülen klinomanide beyindeki kimyasal dengenin bozulması depresyon riskinin oluşmasında önemli yer tutuyor.

Kişinin kendini işlevsel hissettiği bir yaşam tarzı seçmesi gerekir. Yaşamlarında zorluklar olan kişilerin zorluklarla baş etmek için yakınlarından destek alması, bu konuda yeterli desteği yoksa uzman yardımı alması yararlı olur. Kişinin iş yaşamı kadar dinlendiği, mola verdiği tatil süreçlerine de dikkat etmesi, kendine zaman ayırması bu riski azaltır.

Yazar: Maestro

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir