BİR SOLUKTA OKUNACAK KİTAPLAR #1

Bu seriye benim için çok özel olan bir kitapla başlamak istedim:

KÜRK MANTOLU MADONNA – SABAHATTİN ALİ

Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum “Kürk Mantolu Madonna”yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum.” Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz. Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.

”Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!… Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?” -S. Ali

 

KIRMIZI SAÇLI KADIN – ORHAN PAMUK

İlk aşk deneyimi bütün bir hayatı belirler mi?
Yoksa kaderimizi çizen yalnızca tarihin ve efsanelerin gücü müdür?

Kitapta 1985 yılında geçen öykü, Cem isimli karakterin gözünden anlatılıyor. Kitap; Cem’in Kuyuculuk işi için gittiği kasabada ustasından gizli olarak bir çadır tiyatrosuna adını bile bilmediği “Kırmızı Saçlı Kadın”ı görmeye gitmesini, ona aşık olmasını, ilk aşkı olan “Kırmızı Saçlı Kadın”la olan münasebetini konu edinir.

Hikaye, Cem’in gençlik yıllarından orta yaş yıllarına kadar Cem’in gözünden anlatılmaktadır; ayrıca karakterlerin ağzından iki efsaneye (Kral Oidipus, Rüstem ve Sührab) de değinilip bir insanın hayatının eski eserlere nasıl dayanabileceğini göstermektedir. Dil açısından sade bir anlatım seçen Orhan Pamuk, son derece dikkat uyandıran bir roman sunmuştur.

 

BİR İDAM MAHKUMUNUN SON GÜNÜ – VICTOR HUGO

Romanda anlatıcı mahkumdur. Beş hafta önce idam cezasına çarptırıldığını öğrenir ve bu beş hafta içinde ölümü kabullenmeyi, bununla başa çıkmaya uğraşır. Aslında okuyucu kitabı okudukça kendini mahkumun yerine koyar ve yaşadığı her duyguyu kendi yaşıyormuşçasına hisseder. Bu da Victor Hugo’nun kaleminin gücüdür. Kitapta, Hugo’nun eleştirdiği ki mahkumun da sonunda “Ah! Sırtlan çığlıkları atan halk!” diyerek belirttiği şey, o zamanki insanların bu idam olaylarını bir panayır olayına çevirmeleri ve bundan zevk almalarıdır. Ki zaten yazar da romanda bahsi geçen Grene Meydanı’nda böyle bir olaya tanık olduktan sonra bu eseri yazmaya karar vermiştir.

 

MORGUE SOKAGI  CİNAYETİ – EDGAR ALLAN POE

MORGUE SOKAĞI CİNAYETİ’nde aynı adı taşıyan cinayet hikayesinin yanında dört benzer hikaye daha anlatıyor ABD’li Şair ve Yazar Edgar Allan Poe bize. Bunlar ‘Kuyu ve Sarkaç’,’Maelström’e Düşüş’,’Geveze Yürek’ ve ‘Amontillado Fıçısı’ adlarını taşıyan karanlık hikayelerdir.

Garip, dengesiz ve saplantılarla dolu yapısının kendini cinayete ya da deliliğe sürüklenmesini önlemek için, Poe’nun elinin altında bir başka zehir vardı. Herkesin aynı rahatlıkla kullanamayacağı bir zehir: Güzel ve özenli yazısıyla, arada bir derin üzüntüsünden sıyrılmasını sağlayan, ürkünç, kasvetli ama avutucu imgeleri kağıda döktüğü mürekkepten söz ediyorum.’ -Marie Bonaparte

 

FRANZ KAFKA – DÖNÜSÜM

Dönüşüm Kafka’nın 1912 yılında 3-4 günde bitirmeyi öngördüğü, korkunç olarak tanımlandırdığı bir öykü. Bu tanımlandırmaları yaptığı mektuplarından birinde sevgilisi Felice’ye okumak istediğinide söylüyor. Sevgilisi Felice’ye yazdığı tüm mektuplarda “öykü” diye bahsediyor Dönüşüm’den. Bir zaman sonra adını açıklıyor.

“Gregor Samsa bir sabah yatağında sıkıntılı rüyalarından uyandığında, kendini dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.” -Franz Kafka

 

 

 

 

OLAGANÜSTÜ BIR GECE – STEFAN ZWEIG

Olağanüstü Bir Gece, seçkin bir burjuva olarak rahat ve tasasız varoluşunu sürdürürken giderek duyarsızlaşan bir adamın hayatındaki dönüştürücü deneyimin hikâyesidir. Sıradan bir Pazar gününü at yarışlarında geçirirken, belki de ilk kez burjuva ahlakından saparak “suç” işler. Böylece yeniden “hissetmeye” başladığını, kötücül ve ateşli hazları olan gerçek bir insan olduğunu fark eder. İçindeki haz dolu esrime, aynı günün akşamında onu gece âleminin son atıklarının arasına, “hayatın en dibindeki lağımlara” sürükleyecek, varış noktası ise ruhani bir uyanış olacaktır.

 

 

 

AY IŞIĞI SOKAĞI – STEFAN ZWEIG

Fransa’nın bir liman kentinin denizci mahallesinde gezinirken duyduğu arya söyleyen sesi izleyerek tanımadığı insanların marazi hayatlarına dalan bir gezgin; patronuna kölece bağlılığı yüzünden korkunç bir eyleme sürüklenen karanlık, itici ve yabani bir hizmetçi; 1810 yılında İspanya’daki savaşta yaralanan, düşman bir ülkede amansız bir hayatta kalma mücadelesine girişen bir Fransız albay; 1918 yılının bir yaz gecesi Leman gölünde bulunup kurtarılan, ancak sonra yüreğini kavuran yurt özlemine yenik düşen bir Rus savaş esiri; yaşıtları üniversiteye giderken hâlâ liseye devam eden avare bir gencin öğretmeninin otoritesine isyan ettikten sonra ödediği ağır bedel.
Zweig bu öykülerde insanı insanlıktan çıkarıp en uç noktalara sürükleyen deneyimlerin izini sürerken, okuru da ister istemez karakterlerinin ruh çalkantılarının içine çekiyor…

 

SATRANÇ – STEFAN ZWEIG

Rastlantı sonucu eline geçidiği bir kitapla satrancın inceliklerini öğrenerek bu oyunu bir tutkuya dönüştüren ve giderek bu tutkusu yüzünden beyin hummasına yakalanan Dr. B.’nin öyküsüdür görünüşte Satranç. Ama derinlerde bir veda mektubudur aslında.
Stefan Zweig’ın Brezilya’da sürgündeyken yazdığı ve Şubat 1942’deki intiharından birkaç ay önce tamamladığı Satranç, Avrupa kültürünün nasyonal sosyalist tehlike altında yok oluşuna işaret eder.
Avrupa kültürüne elveda derken yaşama da veda etmeyi seçen Zweig’ın son yapıtı Satranç, gerilimli kurgusu ve kahramanın ruhsal gelgitlerinin işlendiği dokusuyla, kısa ama her bakımdan etkileyici olağanüstü bir uzun öyküdür.

 

Siz de “bunu herkes okumalı” dediğiniz kitapları yorumlarda belirtmeyi unutmayın.

Saygılarımla

Yazar: Kübra Oruç

Share

5 Responses

  1. Okuyucu01 dedi ki:

    Muhteşem.Hepsini okuyacağım kitaplar listesine ekledim.Sayenizde kültür seviyemiz yükseliyor.Gerçekten faydalı bilgilerle bizleri aydınlatıyorsunuz.Kaleminizden daha çok yazı ,hatta eserler okumak isteriz.Çok teşekkürler.

  2. hdhshs dedi ki:

    Mütheşemm

  3. Beyza dedi ki:

    Çoğunu okudum ve gerçekten hepsi kaliteli kitaplardan oluşuyor. Kürk Mantolu Madonna bana özel bir insandan hediye gelen en güzel kitaplarımdandır.🥰

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir